“RÜŞVET ALAN SUÇLU DA VEREN MASUM MU?”

Mali Polis‘in son dönemlerde yaptığı başarılı operasyonlar sonucu, en çok sorulan soru; “Rüşvet alanlar tutuklanırken, rüşvet verenler neden tutuklanmıyor?” oldu.
Bu sorunun cevabı Fasıl 154 Ceza Yasası‘nda saklı.
***
“Rüşvet“, “Yolsuzluk“, “Torpil“, “Hırsızlık“, “Yaşam hakkına saldırı” ve dahası…
Yukarıda saydıklarım; “Toplum tarafından geçmişten bugüne üzerinde uzlaşı sağlanmış, onaylanmış ve bu kabulden dolayı içselleştirilmiş değer yargıların giderek zayıflaması, azalması” olarak özetlenebilecek olan “toplumsal çürümenin” en önemli semptomlarından bazıları.
Toplumun giderek kendi kimliğinden ve değer yargılarından uzaklaşması, “ayıp“, “suç“, “yüz kızartıcı durum” olarak kabul gören şeylerin çoğalması ve normalleşmeye başlaması, elbette bu “ayıpların” giderek yaygınlaşmasıyla kısır bir döngüde büyüyor.
“Utanma” ve “rezil/mahçup olma” halleri, yerini giderek pişkin bir itiraza dönüştürüyor. Bireylerin içinde var oldukları topluma karşı aidiyet duyguları azalıyor.
***
Tabii, sosyologların derinlemesine inceleme ve değerlendirmelerine muhtaç bu durum Kıbrıs‘ın kuzeyinde de uzun zamandır kendisini gösteriyor.
Özellikle son 5-10 yıl içinde sayısız “rüşvet, dolandırıcılık, yolsuzluk, torpil, insan kayırma” haberleri hemen her gün bireylerin önüne düşüyor.
Her gün gördüğünüz bir şey, giderek daha “normal“, daha “olası“, daha “klasik” bir hal alıyor.
Elbette bu duruma direnç gösteren, kabullenmeyen bir kesim de her zaman var olmaya devam ediyor ancak bu konuda bireyleri suçlamak, “neden tepki vermiyorsunuz” diyerek onları da aslında birnevi suç ortağı ilan etmek sorunu çözmüyor.
***
Uzun bir giriş oldu… Bu toplumsal çürüme konusunu işin uzmanlarına, sosyologlara ve alanda çalışanlara bırakıp spesifik olarak bahsetmek istediğim konuya geliyorum.
Son dönemlerde konuşulan bu semptomlardan bazıları, Mali Polis’in tamamen kendi soruşturma ve araştırmaları sonucu ulaştığı bilgiler ve deliller ışığında yaptığı operasyonlarla ete kemiğe büründü, birer dedikodu olmaktan çıktı.
Merkezi İhale Komisyonu Başkanı’nın rüşvet suçlamasıyla tutuklanmasıyla birlikte haberlerin altında, sosyal medyada en çok, “Rüşvet alanlar tutuklanırken, rüşvet verenler nerede?” sorusu sorulmaya başlandı.
Sahi, her iki taraf da suçlu değil mi? Onlar nerede?
Sorunun cevabı Fasıl 154 Ceza Yasası’nın “Etkin Pişmanlık Yasası” maddelerinde gizli.
***
Yasanın 101 B Maddesinin 1. fıkrası şöyle diyor;
“Rüşvet alan kamu hizmetinde görevli kişi, durum Resmi makamlarca öğrenilmeden ve bu konuda herhangi bir soruşturma başlatılmadan önce, polisi veya Başsavcılığı durumdan haberdar eder ve rüşvet konusu mal, para veya herhangi bir şeyi veya değer olarak muadilini bu makamlara teslim ederse, hakkında rüşvet suçundan dolayı ceza işlemi yapılmaz. Bu durumda rüşvet konusu mal, para veya herhangi bir şey Başsavcılığın müracaatı üzerine mahkemece müsadere edilir. Ancak, rüşvet alan kişi hakkında yukarıda belirtilen sebeplerle ceza işlemi yapılmaması, rüşvet veren hakkında ceza işlemi yapılmasını engellemez”
Yasanın 101 B Maddesinin 2. fıkrası ise şöyle diyor;
“Bir kişiyle rüşvet alma konusunda anlaşma yapan kamu hizmetinde görevli bir kişi, durum Resmi makamlarca öğrenilmeden ve bu konuda herhangi bir soruşturma başlatılmadan önce, polisi veya Başsavcılığı durumdan haberdar ederse, hakkında rüşvet suçundan dolayı ceza işlemi yapılmaz. Ancak, rüşvet almak için anlaşma yapan kamu hizmetinde görevli kişi hakkında bu fıkradaki sebeplerle ceza işlemi yapılmaması, rüşvet verme konusunda anlaşma yapan kişi hakkında ceza işlemi yapılmasını engellemez”
Yasanın 101 B Maddesinin 3. fıkrası da şöyle diyor;
“Rüşvet veren veya bu konuda kamu hizmetinde görevli bir kişiyle anlaşma yapan kişi, durum Resmi makamlarca öğrenilmeden ve bu konuda herhangi bir soruşturma başlatılmadan önce polisi veya Başsavcılığı durumdan haberdar ederse, hakkında rüşvet verme suçundan dolayı ceza işlemi yapılmaz. Bu durumda rüşvet alana rüşvet olarak verilen mal veya para mahkeme emriyle rüşvet verene iade edilir. Rüşvet veren veya bu konuda kamu hizmetinde görevli kişiyle anlaşma yapan kişi hakkında bu fıkradaki sebeplerle ceza işlemi yapılmaması, rüşvet alan veya rüşvet almak için anlaşma yapan kamu hizmetinde görevli kişi hakkında ceza işlemi yapılmasını engellemez”
***
Yani Ceza Yasası, “rüşvet” suçunun ortaya çıkarılması için bu suça bulaşmış kişileri, bazı kriterlere uygun şekilde “itirafçı” olmaya çağırıyor ve “Etkin Pişmanlık“tan yararlanmalarını sağlıyor.
Böylelikle rüşvet suçu tek taraflı olsa da cezalandırılmış oluyor.
Dünyada hemen hemen tüm ülkelerin yasalarında bu tür maddeler var. Yasa yapıcılar ve güvenlik güçleri, bazı suçların ortaya çıkarılması için birnevi “suçlu ile iş birliği” yapıyor.
Birçok açıdan incelenebilir.
Bir suçlu, ortağı olduğu suçtan pişmanlık duyup bunu itiraf etmesi karşılığı ödüllendirilmiş oluyor ancak aynı zamanda o suçun açığa çıkmasını da sağlamış oluyor.
Aynı zamanda bir suçun ortağı olan kişi cezalandırılmamış da oluyor.
Sanırım felsefi açıdan da oldukça tartışılabilir.
Ama en azından bu dönemde sorulan soruların cevabının “polisin tercihi” ya da “suçluyu kayırması” olmadığı daha net anlaşılabilmiştir diye düşünüyorum.
Kısaca; böyle bir suça karışmış ya da şahit olmuşsanız, bu yasadan yararlanarak durumu polise ihbar edebilirsiniz.
Bu köşe yazısı ilk defa 23.11.2025 tarihinde yayımlanmıştır.