Erhürman’ın röportajı, Hristodulidis’in yanıtları ve Holguín’in mesajı, yeni bir çıkmaza girilme riskini ortaya koyuyor. İki lider iletişim kanallarını açık tutuyor, ancak müzakere masasına oturmalarını sağlayacak adımlar konusunda dahi anlaşmakta zorlanıyorlar
Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman’ın Politis gazetesine verdiği röportaj ve Cumhurbaşkanı Hristodulidis’in tepkileri, BM Genel Sekreteri özel temsilcisi María Ángela Holguín’in Politis aracılığıyla ilettiği son mesajla bir araya geldiğinde, Kıbrıs meselesinin gidişatına dair bir ilk değerlendirme yapılmasına imkân tanısa da tablo pek umut verici değil.
Müzakerelerin yeniden başlamasına ilişkin açıklamalara rağmen, aradaki farklılıklar hâlâ önemli ölçüde devam ediyor. Ancak en önemlisi, Birleşmiş Milletler sürecin ivmesini korumaya çalışırken, tartışma karşılıklı suçlama niteliği kazanmaya başlıyor.
Bir tartışma konusu olarak metodoloji
Erhürman, dört önerisini geçmişteki başarısızlıkları önlemek için gerekli bir metodoloji olarak sunuyor. Ancak, siyasi eşitliğin kilit unsuru olarak—garantiler meselesiyle ilişkilendirmeden—dönüşümlü başkanlığın baştan kabul edilmesini talep etmesi, kapsamlı bir karşılıklı taviz verme sürecini sınırlamaktadır.
Hristodulidis ise, önceki uzlaşı noktalarını gerekçe göstererek, müzakerelerin askıya alındığı noktadan başlatılmasında ısrar ediyor. Ancak, iki tarafın esaslı müzakerelere geçebilmesi için metodoloji konusundaki anlaşmazlığın nasıl aşılabileceği hâlâ belirsizliğini koruyor.
Holguín’in mesajı
BM özel temsilcisinin müdahalesi özel bir önem taşıyor. Holguín, müzakerelerin yürütülmesine ilişkin kuralların bir konu, müzakere edilecek meselelerin ise apayrı bir konu olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Metodoloji üzerinde anlaşmaya varılmasının, konunun özüne ilişkin tutumlardan vazgeçilmesi anlamına gelmediğini vurguluyor.
Bu tutum, Erhürman’a sürece esaslı talepleri dahil etmemesi yönünde yapılmış dolaylı bir uyarı olarak yorumlanabilir; ancak bu durum, karşılıklı olarak kabul edilebilir kuralların oluşturulmasına katkıda bulunması beklenen Hristodulidis’i de ilgilendiriyor.
Holguín’in Güven Artırıcı Önlemlere atıfta bulunması ise daha da açıklayıcıdır. Liderler yeni geçiş noktaları, mayın temizleme veya kirlilikle mücadele konularında anlaşamazlarsa, karmaşık bir siyasi ve anayasal çerçeve üzerinde nasıl anlaşmaya varabilecekler? Bu durum, kapsamlı bir çözüm için gerekli kararları alma konusundaki hazırlıklarını sorgulamaya yol açmaktadır.
Sorumluluklar ve güven
Kamuoyundaki tartışmalar, siyasi ortamın giderek gerginleştiğini gösteriyor. Erhürman, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin güven zedelediğini düşündüğü eylemlerini kınarken, işgal altındaki bölgelerde Kıbrıslı Rumlara ait mülkler üzerinde devam eden faaliyetlerin etkisini kabul etmekten kaçınıyor.
Hristodulidis ise Türk tarafının ortaya şartlar ve koşullar koyduğunu öne sürerek, söz konusu röportajın bu tutumu doğruladığını ve Kıbrıs meselesindeki çıkmazın nedenlerini açıkladığını savunuyor.
Cumhurbaşkanının 19 önerisini çevreleyen tartışma da bunun bir göstergesidir. Kamuoyundaki tartışma, önerilerin içeriğini vurgulamak yerine bunların yazılı mı yoksa sözlü mü sunulduğuna odaklanmaktadır. Elbette yazılı bir şekilde sunulmuş olsalardı, farklı bir boyut kazanırlardı ve bir toplantı esnasında yapılmış basit açıklamalar olarak değerlendirilmezlerdi. Bu sırada, geçiş noktalarındaki çıkmaza, anlaşmayı kimin engellediğine dair farklı iddialar eşlik etmektedir.
Yeni bir çıkmaza doğru mu gidiliyor?
Holguín’in yaklaşan ziyareti kritik bir sınav olacak. Kendisi de temkinli davranıyor ve daha fazla anlaşmazlığı kışkırtmamak için müzakereler yeniden başlamadan, bir önceki uzlaşı noktalarının bir dökümünü sunmaktan kaçınıyor.
Bu tutum, mevcut süreci ne kadar kırılgan gördüğünü ortaya koyuyor. Aynı zamanda, müzakerelerin yeniden başlatılması kararının liderlere ait olduğunu hatırlatması da özel bir önem taşıyor.
Yeni bir çıkmazın oluşma ihtimali henüz göz ardı edilemez. Somut güven artırıcı tedbirler ve uygulanabilir bir metodoloji üzerinde mutabakat sağlanması durumunda ilerleme kaydedilebilir.
Ancak şimdilik Kıbrıs sorunu, somut gelişmelerden ziyade yeni bir çıkmaza doğru ilerliyor gibi görünüyor.
En endişe verici olan ise, görüşmeler başlamadan dahi her iki tarafın, görüşmelerin hiç gerçekleşmemesi durumunda sorumluluğun kime ait olacağına dair argümanlarını geliştirmeye başlamış olması.
Kaynak: KIBRIS SORUNU: SUÇLAMA OYUNU MÜZAKERELER BAŞLAMADAN BAŞLADI