BAŞKAN NİKOS I, Salı günü yeniden gündeme geldi ve Kıbrıscık’ın doğal olarak ilgi odağı olduğu o eski güzel günleri yeniden yaşadı.
En son bu kadar çok kameranın üzerine odaklandığı ve her sözünün, her mimiğinin bir saatten fazla süreyle ülke çapında canlı olarak yayınlandığı an, üç buçuk yıl önceydi; o zamanlar hâlâ bir numaraydı, seçilmiş otokrat, gücünü coşkuyla suistimal ediyor ve herkesi boyun eğmeye zorluyordu.
Artık bunu yapamıyor—her ne kadar Salı günü sık sık bir sindirme silahı olarak kullandığı o ölümcül bakışa birkaç kez başvurmuş olsa da. Performansı çok daha ölçülü ve kontrollüydü; geçmişteki saldırganlığı bastırılmıştı ve ciddi bir haksızlığa uğramış, halkın sempatisini hak etmiş bir kurban rolünü oynuyordu.
Ancak bu sempatiyi göremedi; sosyal medyadaki ayak takımının düşmanca ve hakaretamiz tepkisi, performansının nasıl karşılandığının bir göstergesiydi. Adil olmak gerekirse geleneksel medya da ona karşı herhangi bir sempati göstermedi, ancak bir saatlik monoloğunu aktarırken daha ölçülü davrandılar.
Nik’in kurban rolü istenen sonuçları vermedi, ancak olaya olumlu tarafından bakmalı. Bu, hayatında bir saatten fazla konuşma yapma ve bu düzeyde kamuoyu ilgisini çekme fırsatını yakalayacağı son sefer olabilir.
MUHTEMELEN görünüşündeki en büyük sürpriz, saçlarındaki kırlaşmaydı; başkanlık döneminde bunun görünür olmamasını sağlamıştı.
Sonunda her şeyi doğal akışına mı bırakmaya karar vermişti, yoksa mağduriyetini daha inandırıcı kılmak için kullandığı bir başka taktik miydi? Belki de amaç, maruz kaldığı haksızlıkların saçlarına aklar düşürdüğünü, ya da yaşlandığını ve yaşlılara her zaman gösterilen saygıyla muamele edilmesi gerektiğini göstermekti.
Yetkiyi kötüye kullanma şüphelisi olan bu kişi birkaç ay sonra 80 yaşına girecek olsa da, “Mafya Devleti” kitabı ve şimdi de yolsuzlukla mücadele kurumu raporunun yol açtığı kamuoyu tepkisinin yaşattığı acılara rağmen oldukça iyi görünüyordu. Bir ömür boyu içki ve sigara kullanması, açık bir biçimde sağlığı üzerinde hiçbir olumsuz etki yaratmamış.
Mağduriyet rolünü oynaması ve yaşı ilerlemesine rağmen, ihtiyar cüretkarlığını koruyor. Programın sonunda, “gerçeğin bir an önce gün yüzüne çıkabilmesi için” bir adli soruşturma memurunun derhal atanmasını talep etti.
Bunu harika bir espriyle sürdürdü: “Umarım talep ettiğim şey, haksız baskı uyguladığım ya da yetkimi kötüye kullandığım yönünde yeni bir suçlamaya yol açmaz.”
SAHNEDE Nik’in yanında, polislerden ziyade bakıcıya benzeyen iki adam vardı (korumaları dışarıda bırakılmıştı), ancak ikisi de avukattı ve kulağına tek bir şey dahi fısıldamadıkları düşünülecek olursa varlıkları tam bir muammaydı.
Birinin kim olduğu bilinmiyordu; diğeri ise Kıbrıscık’ın ünlü avukatı Achilleas Emilianides’ti; medyanın gözdesi ve haberlerdeki her kamu meselesi hakkında her zaman bilgili hukuki görüşünü sunmaya hazır bir kişi. Emilianides’in bir saatten fazla bir süre boyunca görüşünü belirtmek için ağzını dahi açmaması nadir görülen bir manzaraydı.
Hazırlanmış bir metni okuduğu için onların yanında olmasına ihtiyaç açıkçası yoktu, ancak konuşma süresince orada kaldılar. Belki de bu, her iki avukatın da denetim görevlilerinin zayıflığının bir sonucu olan rapor hakkındaki görüşlerine destek verdiğini göstermek içindi.
“Onları, popülizme, kamuoyu mahkemelerinin yarattığı hakim ortama, karakter suikastçılarına ve internetteki kötü niyetli kişilere direnmek için gerekli irade gücünden yoksun olmakla suçluyorum,” dedi Nik. Ne tür bir otorite, ayak takımına boyun eğip kurbanlarını korumayı reddeder?
ADLİ soruşturma memuru rolünü üstlenecek avukatları bulmak, tek bir kişi yerine bir adli soruşturma ekibi kurma fikrini ortaya atan Başkan Nikos II’nin başlangıçta düşündüğünden daha zor oluyor.
Sonuç olarak, teklif götürdüğü sözde saygın olan tüm avukatlar, çıkar çatışmaları gerekçesiyle teklifi reddetti. Birdenbire Kıbrıscık’daki tüm avukatlar, geçmişte çoğunun bir işi kabul etmesini hiçbir zaman engellememiş çıkar çatışması meselesini keşfettiler.
Ve hükümet dünyanın herhangi bir yerinde en az bir adli soruşturma memuru bulduğunda, bu memurun Nik’i suçlamak için yeterli delili bulduğunu varsayacak olursak, bir savcı da bulması gerekecek. Akıllı yatırımcılar buna bahis oynamazdı.
SALI günü AB Konseyi başkanlığımız sona erdiğinde ve cumhurbaşkanının günlük övünmeleri, abartılı açıklamaları ve jeostratejik önemle ilgili hayalleri nihayet sona erdiğinde ne büyük bir rahatlama olacak.
Umarız, tebessüm eden cumhurbaşkanının AB’nin önemli isimleriyle omuz omuza durduğu ve başkanlığımızın muhteşem başarılarından bahsettiği televizyon reklamı da sona erer; zira altı ay boyunca aşırı dozda ulusal gurur, ruh sağlığımıza zarar verdi.
Resmi anlatıya göre, son altı ayda Başkanımız ve uşakları sayesinde AB iyi yönde bir değişim geçirdi; üstelik—başka şeylerin yanı sıra—AB’yi Orta Doğu’ya, Körfez Ülkeleri’ni AB’ye yaklaştırdılar,
Ve Perşembe günü, adalar ve kıyı toplulukları için ilk AB stratejilerinin duyurulmasıyla işleri tamamladık. Dahası, Başkanımız AB’dolabından karşılıklı savunma maddesini (madde 42.7.) de çıkardı; bu madde, Türkler saldırmaya cüret ederse Almanya, Fransa, İspanya gibi ülkeleri Kıbrıscık’ı savunmaya gelmeye mecbur kılacak.
Tek bir hayal kırıklığı vardı: Başkan, başkanlık döneminde bizi Schengen’e sokma sözünü tutmadı. Gerçi hâlâ üç gün var.
BUGÜN Aglantzia’da yeni bir belediye başkan yardımcısı seçimi yapılacak. İş yükü az olan mevcut belediye başkan yardımcısı, geçen ay parlamentoya seçildikten sonra görevinden istifa etmişti.
Ara sıra belediye meclisi toplantılarına katılmak dışında hiçbir şey yapılmadan cömert bir maaş ödenen bu görev için, Elam’ın da desteklediği Disi’den Prokopis Prokopiu ile, diğer tüm partilerin desteklediği bildirilen Andri Hadjiandreu yarışacak.
İçişleri Bakanlığı neden bu saçma sapan, iş sayılmayacak görevi Hadjiandreu’ya doğrudan verip, seçim düzenlemenin vergi mükelleflerine mal olacağı 1 milyon euro’yu tasarruf etmiyor? Evet, bir milyon euro, önümüzdeki üç yıl boyunca hiçbir şey yapmamak için maaş alacak bir belediye başkan yardımcısını seçmek için harcanacak; zira yerel yönetim kanununa göre bir belediye başkan yardımcısının hiçbir yetkisi veya sorumluluğu yok.
PERŞEMBE günü sabah radyo programını dinlerken, kamu parazitlerinin yararlandığı bir başka ayrıcalığı daha işittim. CyBC haber müdürü Panikos Hadjipanyi, Adalet Bakanı Costas Fitiris ile yaptığı bir sohbette, kadın kamu parazitlerine yıllar önce adet gördükleri zamanlar için yılda üç veya dört gün hastalık izni verildiğini açıkladı.
Birkaç yıl sonra, eşitlik adına bu hak tüm erkek kamu parazitlerine de tanındı. Adet izni, parazitler dünyasında bir işçi kazancı haline geldi ve erkekler ile kadınlar menopoza girdikten sonra dahi emekliliğe kadar sürdürüldü.
DOĞRUDAN DEMOKRASİ lideri Fidias’a şapka çıkarmalıyız; kendisine koruma sağlamakla ilgilenen her polisin kendisine başvuruda bulunması gerektiğini belirten bir video paylaşarak ne denli şakacı olduğunu gösterdi.
Polislerin masraflarını (iki polise kadar hakkı var) kendi cebinden karşılamayı planlıyor olsaydı, onları seçebilirdi. Ancak masraflarını biz karşıladığımız için, kendisine kim gönderilirse onu kabul etmelidir. Sanki hayatı tehlikedeymiş ve korumaya ihtiyacı varmış gibi bir durum söz konusu değil.
En fazla sayıda polis koruması, Limasol’daki yetkiyi kötüye kullanma şüphelisine tahsis edilmiştir. Elbette artık saç boyası ürünlerini alması için gönderdiği polise ihtiyacı yoktur.
Kaynak: KAHVEDEN HİKAYELER: İHTİYAR ŞEHRE GERİ DÖNDÜ, TÜM GÜCÜYLE