ENGLISH (İNGİLİZCE) ΕΛΛΗΝΙΚΑ (YUNANCA)
Kıbrıs Türk yargısının her geçen gün azalan işlevselliğinin birkaç farklı boyutu var.
Bunlardan biri yargının referandum talebinin temelini oluşturan Yüksek Mahkeme Yargıç sayısı olsa da Mahkeme binalarının fiziki yetersizliği, yargının bir ayağı olan Polis ve Savcılığın defalarca basına yansıyan yanlı tutumları hatta Savcılığın siyasetin etkisiyle ileri götürmediği, beklettiği dosyalar ve ilginç şekilde dosyadan zanlı çıkarmaları da var.
Polis sayısının yetersizliği, hali hazırdaki örgütlenmesinin ve birimlerinin eksikliği, donanım ve bilgi birikimi handikaplarını da bu minvalde sayabiliriz.
Tüm bu sıkıntılı durumların bir araya gelmesi hem adil yargılanma hakkının önünde büyük bir engel oluşturuyor hem de yargı mensuplarını artan yoğun iş gücü altında eziyor.
Elbette bunlar sonuç. Sebepler ise yine yönetimler.
***
Dehşet derecede artan nüfusla beraber artan suç çeşitliliği ve suçlu sayısı; ülkeye girişlerin istenilen düzeyde kontrol altına alın(a)mayışı, kara para düzeninin kriminal odakların iştahını kabartması, hükümet yetkililerinin içinde olduğu kirli ilişkiler sebepler arasında başı çekiyor.
Sebep-sonuç ilişkisi bize; bugünkü sonuçları ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını sadece geçici iyileştirmelerle zaman kazanılacağını gösteriyor.
Yargının talebi olan Yüksek Mahkeme Yargıç sayısının artırılması, adil kararlar verebilmesi için iş yükünden psikolojisine kadar her şeyinin önemli olduğu Yargıçlar açısından çok yerinde ve kabul görmesi gereken bir talep olsa da sebepler ortadan kaldırılmadıkça sadece geçici bir zaman kazandırma sağlayacağı neredeyse kesin.
Zira nüfus durmayacak, yapılan bu ufak iyileştirmeler değişen demografik yapıya kısa süre sonra yine yetmemeye başlayacak.
Anayasa’ya göre yargının bu talebinin gerçekleşmesi 50 sandalyeli Meclis’ten 34 evet oyu çıkması ve referandumda da salt çoğunluğun sağlanmasıyla mümkün.
Peki ya içinde bulunduğumuz dönemde bu mümkün mü?
***
2014’de yapılan ve Anayasa’nın 21 maddesinin değiştirilmesini öngören referandum yüzde 62.16 hayır oyuyla (CTP-BG&DP Hükümeti), 2020 yılında da yine Yüksek Mahkeme Yargıç sayısını 8’den 16’ya çıkaracak olan referandum yüzde 50.19 hayır oyuyla (UBP-DP-YDP Hükümeti) reddedilmişti.
Yargıda moralleri alt üst eden bu sonuçların sebebi olarak o dönemde de hükümetler gösterilmiş, halk yönetimlere güvenmediğini Yargının taleplerini de reddederek göstermişti.
İçinde bulunduğumuz dönemse; bu iki dönemden de daha yüksek halk tepkisine sahip.
Üstelik bu dönemde; daha önceki hiçbir dönemde olmadığı kadar hukuksuzluk ve yolsuzluk-rüşvet iddialarına karışmış bir siyaset var.
Kendisi de Ankara tarafından atanmış olarak UBP’nin ve hükümetin başına geçen Başbakan Ünal Üstel‘in atadığı en yakın bürokratlarının rüşvet/yolsuzluk/sahte diploma gibi iddialarla bir bir tutuklandığı fecaat bir dönemden geçiyoruz.
Sadece kısa bir özetle bile;
Meclis Başkanı Ziya Öztürkler: Makalelerinde intihal yaptığı gazetemiz tarafından belgeleriyle ortaya koyulan Öztürkler’in adı sahte diploma davasında da geçiyor
Emrah Yeşilırmak: Sahte diploma davasında hakkında dosya hazırlanmasına rağmen dokunulmazlığı kaldırılmadı ve şaibeli şekilde Meclis’te oturmaya devam ediyor
Hükümet ortağı Fikri Ataoğlu: Adı, birçok turizm arazisinin kiralanması/tahsis edilmesi konusunda rüşvet iddialarına karışmış durumda
Hükümet ortağı Erhan Arıklı: Adı, T izinleri konusunda birçok yolsuzluk iddiasına karışmış durumda
UBP eski Kadın Kolları Başkanı Fatma Ünal: Sahte diplomadan yargılanıyor:
Bürokratlar Hüseyin Cahitoğlu (Müsteşar) ve Salih Canseç (Merkezi İhale Komisyonu) Başkanı) yolsuzluk ve rüşvetten yargılanıyor
Denetleme Kurulu Başkanı Halil Talaykurt ve İskan Dairesi Başkanı Halis Üresin görevden alındı, üstlerinde birçok şaibe ve Sayıştaylık raporu var
Bu listeye dönemin Polis Müdürleri, stratejik kurum müdürleri ve başka birçok vekili de eklemek mümkün…
Böylesi şaibelere bulaşmış ve adeta hukuk devleti ilkesine kafa tutan bir hükümetle gidilecek bir referandum, halktan evet alabilir mi?
***
Bu açıkçası çok mümkün görünmüyor.
Yüksek Yargı’nın da böylesi bir hükümetten yargı ile ilgili bir referandum talep etmesi bana garip geliyor.
Sonucun ne olacağı şimdiden kestirilemiyor mu?
Yani muhalefet bu referanduma destek verse dahi; halk Cumhurbaşkanlığı’nda verdiği dersin bir yenisini daha vermek için fırsat bulmuş gibi hissetmeyecek mi?
Bu kadar kısa sürece toplumdaki algı sadece muhalefet destek verdi diye değişebilir mi?
Hiç sanmıyorum.
***
O halde; hükümetin de erken seçim taleplerinin önüne set olarak çekmeye çalıştığı, “Ama daha yargı referandumu yapacağız, erken seçim olmaz” dediği referandum talebinin; hükümetin ve Meclis’in yenilenmesi sonrasına bırakılması sanırım en aklı selim olandır.
Yargı mensuplarının bunu görmesi gayet mümkündür.
Zira hiç kimsenin yeni bir referandum hezimetine ihtiyacı yok.
Bu köşe yazısı ilk defa 05.02.2026 tarihinde yayımlanmıştır.
Kaynak: KRİMİNAL BİR HÜKÜMET YARGI REFORMU YAPAMAZ! NOKTA!





