Son haftalarda yapılan iki anket, ELAM’ın oy kaybettiğini ortaya koydu. Kathimerini’nin son anketine göre aşırı sağcı parti, bir önceki ankete kıyasla 1,6 puan düşüş yaşarken (%14,2’den %12,6’ya) Sigma’nın anketinde de bir düşüş kaydedildi (Şubat ve Mart aylarında %12’den %11’e). Diğer tüm anketler de en azından partinin oy kaybettiğine işaret ediyor. Bazılarında ise partinin üçüncü sıradaki konumu bile tehlike altında.
Yakın zamana kadar ELAM, büyük bir ivme yakalamış gibi görünüyordu. Kısmen Hristodulidis sayesinde DİSİ'den ELAM’a kayan destek, ve geleneksel düzenin hor görülmesi ve buna öfke duyulmasıyla şekillenen siyasi iklimde bir anti-sistem partisi olarak algılanması, aşırı sağ partiyi istikrarlı bir yükseliş eğirisinde tutmuştu. Alma ve Doğrudan Demokrasi partilerinin henüz siyasi manzarada yer almadığı bir dönemde, ELAM'a gidecek oyların bir tavanı yok gibi görünüyordu. Protesto oylarını toplayan ana araç olarak, sağlam bir seçmen tabanını elinde tutmayı başarırken aynı zamanda merkez sağa yönelik cazibesini de artırmıştı. Aynı zamanda, Nikos Hristodulidis ile geliştirdiği ilişkiden faydalanarak hem üye kazanmış hem de Cumhurbaşkanı'nın destek tabanına erişim sağlamıştı. Partiyi üçüncü sıranın ötesine dahi taşıyabilecek bir ivmeden bahsedenler az değildi. O halde soru şu: ELAM’ın sergilediği bu muazzam ivme neden şimdi tersine dönüyor ya da frenleniyor, ve en iyi senaryoda dahi bir tavana toslamış gibi görünüyor?
Bunun önemli bir nedeni, diğer tüm geleneksel partileri etkilediği gibi ELAM'ı da etkiliyor gibi görünen yeni siyasi ortamdır. ELAM'ın ‘sistem karşıtı’ kesimin ana sesi olduğu bir ortamda, yeni seçeneklerin ortaya çıkması bu oyları bölmüş ve Volt da dahil edilirse üç, hatta dört parti bu oylar için rekabet etmeye başlamıştır. Sonuç olarak, sistem karşıtı oyların artışı ELAM için daha fazla yükselişe dönüşemedi. Aksine, bu oylar büyük ölçüde yeni oluşumlar tarafından toplandı; bu oluşumlar sadece sistem karşıtı veya sistem dışı mesajı ön plana çıkarmakla kalmadı, aynı zamanda onu somutlaştırdı. Alma kendini yolsuzluğa karşı duruş sergileyen bir parti olarak tanımlarken, Doğrudan Demokrasi ise sistemi cezalandıracak ve vatandaşlara seslerini geri verecek güç olarak kendini sundu.
ELAM’ın siyasi düşüşü aynı zamanda tamamen bir düzen partisi imajını yaratan seçimler ve hamlelerden de kaynaklandı. Önceki dönem boyunca ELAM, anti-sistem karakterine büyük yatırım yaptı ve toplumun geniş bir kesimi tarafından sisteme karşı duran parti olarak görülmeyi başardı. Partinin cazibesini artıran, toplumun o sisteme yönelik öfkesiydi ve çok daha az ölçüde ELAM’ın kendi pozisyonlarıydı. Cumhurbaşkanı ile ilişkisine dair söylenenler ve hükümete yönelik genel söylemi, sadece sistem karşıtı karakterini değil, siyasi haritadaki yerini de sorgulanır hale getirdi. Sistem dışı bir seçenek olarak ikna ediciliğini yitirdi. Ardından video skandalı patlak verdi ve ELAM’ı sistemin sözde düşmanından en büyük savunucusuna dönüştürdü. Hükümeti destekleyen partilerin tepkilerinden dahi daha zayıf olan tepkisi, partiyi yürütme organına bağlayan gidişatı taçlandırdı. Sistem karşıtı söylemi, yakın zamana kadar diğer yerleşik partilerde yer alan veya Cumhurbaşkanı'na çok yakın olan Marios Pelekanos, Evgenios Hamboullas ve Andreas Papacharalambous gibi birkaç ismin seçim listesine dahil edilmesinden de hiçbir kazanım elde edemedi. Bugün ELAM, Hristodulidis'e yakın DİSİ seçmenlerini kendine çekiyor ve çekirdek seçmenlerinin büyük çoğunluğunu elinde tutuyor gibi görünse de, bu dönüşümün bir sonucu olarak, daha ılımlı çekirdek seçmenlerin bir kısmını kaybediyor.
ELAM'ın, oylarını geri kazanmaya çalışan DİSİ ve sistem karşıtı haritada onun yerini alan partilerin baskısı altında son düzlüğe girdiği açıktır. Ancak daha da önemlisi, ELAM son düzlüğe, seçim sonrası dönemle alakalı olarak da baskı altında giriyor. Seçimden sonra, ve her şeyden önce cumhurbaşkanlığı yarışı öncesinde, zor kararlar alması gerekecek. İlk turdan itibaren Nikos Hristodulidis’i desteklemesi siyasi olarak gerçekçi mi? Ve Nikos Hristodulidis'i desteklemeyi seçerse, partinin çekirdek kadrosu onu takip edecek mi — özellikle de sistem karşıtı duruşu nedeniyle onu destekleyen %5 ila %8'lik kesim? Kendi başkanını desteklemeye karar verirse ne olacak? Nikos Hristodulidis'e yakın olanlar Hristos Hristu'yu takip edecek mi? Parti içindeki bu iki yönelim nasıl bir arada var olacak? Ve her şeyden önce, ELAM ertesi gün bölünmemek için nasıl bir anlatı ortaya koyabilir?
Bir dipnot olarak: Anketlerin kendisinin de sorgulandığı bir dönemde anketörler, aralarında (iki aydan az) bir süre olan ve bu süre içinde önemli bir gelişme yaşanmayan iki anketin, Başkanın olumlu imajını nasıl 15 puan kadar farklı gösterebildiğini (Sigma'da %33, Kathimerini'de %48) açıklamalıdır. Ayrıca, bir çıkar çatışması olup olmadığına da cevap vermelidir. Özellikle de bunun siyasi anlamda istismar edildiği ve belirli bir siyasi anlatıya hizmet ettiği açıkken; zira bir dizi bakan, Nikos Hristodulidis'in şu anda en yüksek olumlu oy oranına sahip siyasetçi olduğunu vurgulamak için çırpınıyor. Bunlar açıklanabilirse, anketler güvenilirliklerini geri kazanabilir.
Bu makale ilk olarak 10.05.2026 tarihinde yayımlanmıştır
Kaynak: ELAM’IN SEÇİM SONRASI DÖNEMİ