| Kıbrıs Sorunu |YENİDÜZEN

DİLİNDEN ZEHİR AKITAN “BAKAN”

ENGLISH (İNGİLİZCE) ΕΛΛΗΝΙΚΑ (YUNANCA)

İsmini anmak içimden gelmiyor.
Demokrasi katli, irade gasbı, nefret çığırtkanlığıyla meşhur çünkü…

Tarihsel bir mücadeleye aldırmadan kendi kendimizi yönetme hakkımızı çiğniyor.
Tehditle, zorla, şantajla, baskıyla, talimatla bir makama kuruldu, kalkmıyor.

Kendi siyasi akranlarının dahi onaylamadığı bir koltuğa politik zorbalıkla getirildi; bunu hazmedecek kadar siyasi haysiyetten ve etikten uzaklaşabiliyor.

İdeolojik saplantılarından kurtulamıyor ve makam uğuruna Kıbrıs insanını bölüyor, parçalıyor, yaralıyor; kişisel çıkar uğuruna geçmişin acılarını istismar ediyor, ortak bir gelecekten utanıyor.

Kıbrıs’ın güneyinden gelen insani yardımlara barikat kuran talimatın sahibi kendi değilmiş gibi üzerinden de çıkmak istiyor.

***
İsmini anacak değilim ancak kendi sözü gibi “yok hükmünde” demiyorum.
Var ve bir zihniyeti temsil ediyor.
O zihniyete karşı ayağa kalkmamız gerekiyor.

“Hınç içiyor kana kana”

Yaşadığımız yüzyılda “ırkçılık” fırınlarda insan yakarak değil bir toplumu sürekli nefretle, hınçla, düşmanlıkla anarak ve hedef göstererek var oluyor.

Hepimizin yüreğinin titrediği, acıdan sarsıldığımız, evlatlarımıza ağladığımız saatlerde nefretin körelttiği yüreğiyle insani yardım talebini reddediyor.
Yetmez gibi böbürleniyor…

Kıbrıs adasında insanların yakınlaşmasından, dayanışmasından, kucaklaşmasından ürküyor.
Tam da vampiri yaşatan “kan” gibi ayakta kalmak için hınç içiyor kana kana…

***

Uzatmayalım…
“Kendilerini burada zorla tutmuyoruz” diyor ya…
Kıbrıs’ı sınırsız seven, kendinden farklı düşünen ve ricayla yaşamı reddedenlere söylüyor bunu…
Kovacak da bizi!

Sözlerini iade ediyoruz…
Kıbrıs’a ait olmayan biri varsa kendisidir ve her kime hizmet etmek istiyorsa koşa koşa gidebilir.

“Burası Türk ulusuna hizmet edenlerin ülkesidir” diyor ya…
O nereden çıktı?
Yurdunu sevenlerin ülkesidir burası…
Kendini Kıbrıs’a adayanların ülkesidir…
İnsanlığa hizmet edenlerin ülkesidir…
Kıbrıs’ı geçici bir yaşam alanı görmeyen ve bu topraklara aidiyet hissedenlerin ülkesidir.

Ulus da devlet de kurgudur, yurt insan hakkıdır…
Özgürlüktür, eşitliktir, etnik ayrıştırmalardan uzak insanlıktır yurt…

Alın terini bu coğrafyaya akıtanların, geleceği barış içerisinde ve işbirliğiyle inşa etmek isteyenlerin, toprağa sarılanların, anılarına ve köklerine tutunanların, coğrafyasında kardeşliği çoğaltanların ülkesidir Kıbrıs…

Kıbrıslı, Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Rum, Ermeni, Maronit, Latin, Türkiyeli, Yunanistanlı hepsinin yurdudur Kıbrıs ve kimsenin herhangi bir ulusa hizmet etme mecburiyeti de yoktur.

‘Sizi zorla burada tutmuyoruz’

Her ağzını açtığında milliyetçiliğin ıslattığı zehirli dilinden bu güzel adaya kötücül duygular yayıyor … Kıbrıs’a ait değerlerden utanıyor; kimliğimiz ve kültürümüz adına yok edici, öğütücü gibi davranan zihniyetle bütünleşiyor. Tam bir yabancılaşma ve sürgün hali yaşamamızdan keyifleniyor. İnsanı merkezine almayan milliyetçi ve yobaz ideoloji sayesinde ayakta duruyor, bu düzenin yarattığı rant ve belirsizlikle besleniyor…

***
Siz bizi “zorla” burada tutmuyorsunuz, doğdurur…
Kıbrıs bizim ana yurdumuzdur!
İnsan ana yurdunda zorla kalmaz, kararlılıkla kalır, tutkuyla kalır, umutla kalır…

Oysa sizi o koltukta “zorla” tutuyorlar, biliyorsunuz.
Üstelik hemen herkesin bunu bildiğini de biliyorsunuz.
Sanırım tüm öfkeniz de bu!

Kaynak: DİLİNDEN ZEHİR AKITAN “BAKAN”

image_printPrint
CENK MUTLUYAKALI | YENİDÜZEN
Cenk MUTLUYAKALI, 1971 yılında Kıbrıs’ın Leymosun (Limasol) şehrinde doğdu, savaşın ardından ailesi ile birlikte Girne’ye göç etti. Gazeteciliğe 1989 yılında KIBRIS gazetesinde başladı. United Medya Grubu’nun kuruluşunda görev aldı. 2001 - 2021 döneminde 20 yıl YENİDÜZEN gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Halen, Yenidüzen gazetesinde günlük deneme, haber ve röportajlar yazıyor; dönem dönem televizyon programları hazırlıyor. Kıbrıs Türk Basın Kartı Komisyonu ve Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nde başkanlık görevlerinde bulundu. Meslek yolculuğunda çeşitli ödüller aldı, en son, iki toplumlu Yeni Kıbrıs Derneği tarafından “Barış Gazeteciliği Ödülü”ne layık görüldü. Yayınlanmış deneme ve röportaj kitapları vardır, “Salıncak” adlı romanı Kor Kitap tarafından yayınlanmış, Heterotopya Yayınları tarafından «Η κούνια» adıyla Yunancaya çevrilmiştir.

BUNLAR DA İLGİNİZİ SEÇEBİLİR