| Kıbrıs Sorunu |YENİDÜZEN

KENDİNE SORDU VE İLK KEZ ANLATTI

ENGLISH (İNGİLİZCE) ΕΛΛΗΝΙΚΑ (YUNANCA)

Türkiye’ye girişine izin verilmeyen Kıbrıslı Türk aydınlar için “Senin yurttaşların bunun sebebini kendilerine soruyorlar mı?” demişti Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu…
Belli ki bu insanları kendi yurttaşı görmüyor.

Biz sorduk!
Ali Bizden’i aradım, sordum.
Üstelik kendisi “Cumhurbaşkanlığı İletişim Koordinatörü” olarak görev yapıyordu. Türkiye’ye ilk alınmayan isimdi.

– “Kendi kendine sordun mu? Beni neden Türkiye’ye almadılar?”
– “Hayır! Kendime hiç sormadım çünkü nedenini çok iyi biliyorum. Bunun nedeni Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü sisteminde resmi olarak ve belgesi ile de yer alıyor.”


“Damadını ara ve hemen Ankara’ya gelmesini söyle! Yoksa senin ve ailen için iyi olmaz…”

– Neler yaşadın? Türkiye’ye niye alınmadın? Tam olarak ne oldu?
– Bu süreç 2020 KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden tam 68 gün önce 5 Ağustos akşamı gelen bir telefonla başladı. 0535’le başlayan 44’le biten bir numara… Ankara’da ikamet eden kayınpederimin cep telefonunu arayan ve ‘valilikten aradığını’ söyleyen bir şahıs, yurt dışında çalışan akrabaları ve bazı konuları görüşmek istediğini söyledi. Ertesi gün üç takım elbiseli erkek kayınpederimin evine gitti. Kayınpederime kimlik bilgileri ve çalışma hayatı da dahil pek çok kişisel verilerini bildiklerini anlattı. ‘Biz her şeyi biliriz, devletiz’ dedi. Kayınpederim gelen kişilere kimliklerini sorması üzerine, ‘Bırak şimdi kimliği biz valilikten geliyoruz’ yanıtını aldı.

– İlk kez bunları anlatıyorsun… Sonra…
– Evet… İlk kez anlatıyorum ve TC Polis Genel Müdürlüğü’nün belgesinden aynen okuyorum… “Bu Ali Bizden isimli damadın Akıncı’nın danışmanı… Akıncı yanlış yollarda… Damadını Türkiye’ye çağır, Ankara’ya gelsin, bize haber ver, onunla görüşmemiz lazım.” Bunlar valilikten geldiğini söyleyen insanların lafları… Kayınpederim şaşırıyor… “Bize yardımcı olursan biz de sana yardımcı oluruz… Yoksa senin ve ailen için iyi olmaz… Damadını ara ve hemen Ankara’ya gelmesini söyle…” Kendini Levent olarak tanıtan birisi bunu söylüyor… Telefon numarası bırakıyor.

“O dönem Türkiye’de üniversite eğitimi alan 19 yaşındaki çocuğumun evini, adresini, kapı numarasına kadar da söylediler. Bu kadar korkunç…”

– Sen bunları ne zaman öğreniyorsun?
– O akşam kayınpederim beni arayarak bunları anlattı. Bu da yetmezmiş gibi o dönem Türkiye’de üniversite eğitimi alan 19 yaşındaki çocuğumun evini, adresini, kapı numarasına kadar da söylediler. Bu kadar korkunç… Seçim öncesi gerilimli bir süreçti… İlk anda bunların dolandırıcı olduğunu düşündüm… Ciddiye almadım… Yine de Cumhurbaşkanı’na bilgi verdim. Hatta başkan bana bu işi ciddiye almam gerektiğini söyledi. Bunun üzerine TC Lefkoşa Büyükelçiliği’ndeki Basın Koordinatörü’ne durumu aktardım. İlgili makamlara ilettiğini, bana dönüş yapılacağını söyledi.

– Kayınpederine bırakılan o telefonu aramadın mı?
– Aradım, telefon çaldı ama yanıt alamadım. Kayınpederim aradı, o yanıt aldı, ne zaman geleceğimi sordular.

– Daha sonra ne oldu?
– TC Büyükelçiliği’nden herhangi bir sonuç gelmedi. Halbuki ortada aktif bir telefon numarası var. Böylece aslında meselenin sıradan bir dolandırıcılık değil başka bir operasyon olduğunu anladım. Bunun üzerine kayınpederim avukatla birlikte emniyete giderek bir şikayet tutanağı doldurdu. TC Emniyet Genel Müdürlüğü Sistemi’ne 2020/927 evrak numarası ile resmi giriş yapıldı.

– Peki, doğrudan seninle temas oldu mu?
– Evet oldu. Uzun yıllar dostluğumuz olan bir arkadaşım dilekçenin sisteme girdiği gün beni arayarak, hemen İstanbul’a gitmem gerektiğini, iş için beni bekleyen abileri olduğunu söyledi. Ankara’da yaşananları anlattıktan sonra Türkiye’ye gitmemin güvenli olmayacağını söyledim. Birkaç gün sonra abileri dediği şahısla ziyaretime geldi. Kıbrıs’ta yapmayı planladığı işlerden söz etti. Benim kazanacağım büyük paraları anlattılar. Sen kötü bir adam değilsin, Reis’e yanlış aktarıldı, biz senin meseleyi çözeriz diyerek gittiler.

– Ankara Emniyeti’ne resmi şikayet sonrasında bir şey oldu mu?
Evrağın sisteme girmesinden bir gün sonra kayınpederimin cadde üzerindeki evinin çevresinde ne kadar kamera kaydı varsa Terörle Mücadele Ekipleri tarafından alındı. O üç şahsın eve girişleri görülmemiş olması mümkün değil. Birkaç gün sonra sözlü olarak herhangi bir tespitte bulunulmadığını ilettiler. Levent denen şahsa ait arama yapan telefonun ise Suriye sınırında atılı bulunduğunu iddia ettiler.

– Seçimlere kadar başka bir şey oldu mu?
Özel Kalem Müdürü’müz MİT’den bir grubun kendisiyle görüştüğünü kamuoyuna da açıklamıştı. O görüşme Akıncı’nın adaylıktan çekilmesi içindi. Yine o görüşmede de ismim geçmiş. “Ali’yle de görüşecek misiniz” sorusuna, “Hayır, O’nun aklı çok farklı çalışıyor, birebir görüşmeyeceğiz” yanıtını vermişler.


 

“Yurttaşının gördüğü zulümden keyif alan ya da buna ses çıkaramayacak aciz bir yönetim vardır”

– Seçim bitti. Akıncı kaybettirildi. Görevi bıraktın ve aylar sonra İstanbul’a gittin. ‘Milli Güvenlik Tehdidi’ G82 kodunu seninle öğrendik. Türkiye’ye girişine izin verilmeyen ilk isim sen oldun.
– Seçimlerden 9 ay sonra İstanbul’a gittim. Havaalanı’nda yaşanan malum… Türkiye’ye girişimin yasaklanması ile ilgili karar 8 Eylül 2020’de alınmış. Tam da Ankara’daki o tehdit ve şantaj operasyonunun ardından…

– Böylece Tahsin beyin merağını sanırım gidermiş oldun.
– O da ilginç… Çünkü benim Türkiye’ye alınmadığımın ertesi gün KKTC Dışişleri Bakanlığı basın açıklaması yaparak gerekli girişimlerin yapıldığını ve Türkiye Cumhuriyeti makamları ile istişarelerin devam ettiğini belirmişti. Hatta ‘bakanlığımız ile Ankara Büyükelçiliğimiz ve İstanbul Başkonsolosluğumuz Türkiye Cumhuriyeti ilgili makamları nezdinde gerekli girişimleri yapmıştır. Vatandaşımızın durumuna ilişkin Türkiye Cumhuriyeti ilgili makamları ile istişare devam etmektedir’ denmiştir. 7 Temmuz tarihli açıklama bu! Şimdi soramam diyor. Sormuştu!

– Tüm bunların ardından bir girişim yaptın mı?
– Konu siyasi olduğu için bir süre bekledim. Ankara’daki büyüklerimin ileri derece sağlık sorunlarının ortaya çıkması üzerine 16 Eylül 2021’de avukatım aracılığı ile TC Lefkoşa Büyükelçiliği Konsolosluğu’na uygulanan yasağın kaldırılmasını talep eden bir başvuru yaptım. Başvuruyu dönemin konsolosu bizzat elden aldı. Çok sayıda dilekçe kabul ettikleri için de alındı numarası veremeyeceğini de ifade etti. Doğrudan kendisi ile temas kurabileceğimi söyledi. Ertesi gün dönemin elçisi yazımı aldıklarını, gerekli makama ilettiklerini şahsen bana bildirdi. O gün bu gündür kimseden bir ses çıkmadı.

– Tahsin beyin Meclis’teki sözlerinden sonra ne hissettin?
Hem Tahsin bey hem de Arıklı’nın Meclis kürsüsünden yaptıkları açıklamalar maruz kaldığım hak ihlalini alkışlayan tavırlardır. Yurttaşının gördüğü zulümden keyif alan ya da buna ses çıkaramayacak aciz bir yönetim vardır. Bu utançtan siyasi puan toplamayı umacak kadar gözümde acınası durumdadırlar. Tahsin bey hiç kendi kendine sordu mu, yurttaşının hakkını aramayacak kadar duyarsız, sorumsuz, iradesiz bir noktaya nasıl gelmiştir. Tüm bu yaşananları düşündüğüm zaman her seferinde, onlar adına yeniden ve yeniden utanıyorum.

Kaynak: KENDİNE SORDU VE İLK KEZ ANLATTI

image_printPrint
CENK MUTLUYAKALI | YENİDÜZEN
Cenk MUTLUYAKALI, 1971 yılında Kıbrıs’ın Leymosun (Limasol) şehrinde doğdu, savaşın ardından ailesi ile birlikte Girne’ye göç etti. Gazeteciliğe 1989 yılında KIBRIS gazetesinde başladı. United Medya Grubu’nun kuruluşunda görev aldı. 2001 yılından bugüne YENİDÜZEN gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini yapıyor. Yenidüzen gazetesinde günlük deneme, haber ve röportajlar yazıyor; dönem dönem televizyon programları hazırlıyor. Kıbrıs Türk Basın Kartı Komisyonu ve Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nde başkanlık yaptı. Meslek yolculuğunda çeşitli ödüller aldı, en son, iki toplumlu Yeni Kıbrıs Derneği tarafından “Barış Gazeteciliği Ödülü”ne layık görüldü. Yayınlanmış deneme ve röportaj kitapları vardır, ayrıca “Salıncak” adlı romanı Kor Kitap tarafından basılmıştır.

BUNLAR DA İLGİNİZİ SEÇEBİLİR